BASINDAN SEÇMELER
TÜRKİYE'ye GÜVENİYORUZ/ Röp. Suna DURMAZ

göstermektedirler. Sivil Toplum Kuruluşları; yardım kampanyaları, konferanslar, sergiler düzenleyerek, genelde bütün Filistin halkının, özelde de Gazzelilerin acılarına ortak olmaya çalışmaktadırlar. Yapılan bu faaliyetlere bazen Gazze’den misafirler de katılmaktadır. Bir çok ülke gibi Kuveyt’te de yıl içinde Filistinle ilgi faaliyetler düzenlenir. Bu faaliyetlere Kuveytli akademisyenler ve milletvekilleri de katılırlar. İsrail veya Mısır çıkmalarına izin verdiği ölçüde, Filistin’den misafirler de dâvet edilirler bu programlara. Bir kaç gün önce, Kuveyt Parlamentosunun resmî dâveti üzerine Filistin Parlamentosu Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Bahr başkanlığındaki bir Filistin heyeti Kuveyt’i ziyaret etti. Heyet, çeşitli yardım kuruluşlarının ortaklaşa düzenledikleri “Kuşatmaya Rağmen Gazze Direniyor” sloganlı konferansa katıldılar. Cemile Hanım, sizce İsrail “Furkan Harbi” dediğiniz Gazze harbine niçin girişti?
“Bizce, İsrail’in bu harbe girişmesinde 3 ana hedefi vardı:
1- Demokratik seçimler neticesinde Hamas’a oy veren Gazze halkına ağır bir ceza vererek onların gözünü korkutmak ve Hamas’a verdikleri destekten vazgeçmelerini sağlamak.
2- Gazze halkına boyun eğdirmekle bütün Filistin halkının direniş gücünü kırmak, böylece işgal altındaki topraklarımızdan vazgeçmemizi sağlamak.
3- Hamas’ın elinde esir olan Gilat Şalit’i kurtarmak. Ama lillahilhamd bu hedeflerin hiçbirini gereçekleştiremedi.”
Harp esnasında Gazzeli kadınlar nasıl davrandılar? Kadınlar mücâhit eş ve çocuklarına, genç kızlar da nişanlılarına nasıl destek oldular?
“Önce, bütün ameller Allah rızası için olmalıdır. Filistin kadını felâketlerle dolu olan Filistin tarihinde bir cihad kadını olduğunu ispatlamıştır. Bizim topraklarımız alelâde bir toprak parçası değildir; Kur'ân-ı Kerimde “mübârek toprak” olarak vasıflandırılan topraktır bizim vatanımız. İşte bu mübârek vatan uğruna sahip olunan herşeyin (can, cânan, ana-bana ve çocuk) feda edilmesi lâzımdır. Filistin kadını bu görevi yapmıştır, hamd olsun. Filistin kadını çok çok kuvvetlidir; aileyi o korumuş, cihad akidesini o aşılamıştır çocuklarına. Eski Arap kültüründe, kardeş ve oğul gibi sevgililer öldüğünde bir yıl yas tutulurdu. Filistin kadını sevdikleri şehîd olduğunda, yas tutmak değil, 2 rekât şükür namazı kılabilecek imana sahiptir.”
Meşhur Arap Şâiresi Hansâ da Kadisiyye Harbinde oğullarının şehid olduğu haberi geldiğinde sevinmiş ve onlar gibi şehâdet şerbetini içmeyi temenni etmişti. Filistin kadınının Hansâ’nın mirasını devam ettirdiğini görüyoruz.
“ Evet. Hatta biz Hansâ’yı da geçtik diyebiliriz. Çünkü, Filistin kadını sevdiklerini cihaddan men etmek şöyle dursun, son Gazze harbinde “Şayet cihada çıkmazsan senden elimi çekiyorum!” diyebilecek cesareti göstermiştir. Kadınların bu demir irâdesi karşısında, aklında geride kalma düşüncesi olan erkekler de “Korkak” veya “Casus” damgası yememek için mücâhitlerin saffına katılmışlardır.”
Konuşmanızda bir ara “Ensar” demiştiniz. Bu söz bana Âl-i İmran Sûresi’nin 52. âyetini hatırlattı. “‘Allah’a (doğru giden yolda) bana yardım edecekler kim?’ Havârîler, biz ‘Allah’ın (dininin) yardımcılarıyız. Allah’a inandık. Bizim Müslümanlar olduğumuza sen şahit ol!’ şeklinde cevap verdiler” Sizce Filistinli kadın “Ensar” mevhumunu nasıl algılamaktadır?
“Biz Allah için bu mübârek toprakların bekçiliğini yaptık ve bu yüce göreve devam ediyoruz. Mücâhitlerimizin ihtiyaç duydukları hizmetlerini yapıyoruz. Köylü kadınlarımız, savaş esnasında hiç korkmadan el arabaları ile taşıdıkları meyve ve sebzeleri şehre getirip ‘Bal gibi domateslerim var! Allah aşkına parası olan veya olmayan herkes gelip alsın’ diye sebze dağıtıyorlardı. Aynı zamanda da, mücâhitler arası haberleşmeyi sağlıyorlardı. Kuşkusuz, bunu Allah rızası için yapıyorlardı. İşte bunun gibi, Filistin kadını İslâm dinine yardım etme konusunda âdeta Hz. Esma ile yarışmıştır” (Hz. Esmâ, kuşağına sardığı yiyecekleri Hicret esnasında Peygamber Efendimiz (asm) ve Hz. Ebubekir’e götürerek dine hizmet etmişti.)
Filistinlilerin ilme düşkün olduğunu biliyoruz. Kadınların bu konudaki durumu nasıl?
“İlim olmasa idi İsrail’e karşı direnebilir miydik hiç! Biz hamd olsun lise tahsilli olmayı geçtik artık. Halkın çoğu üniversite ve yüksek lisans mezunu. Halkımız arasında doktora tahsili yapma isteği oldukça yaygın”
Son olarak, yine “Ensar” sözcüğüne dönmek istiyorum. Sizce, Türkler Filistinli kardeşlerine ENSAR olabildiler mi?
“Nasıl ve nereden başlayacağımı bilemiyorum. Ancak, kısaca şunu söyleyeyim. Herkesin bize sırt döndüğü bir zamanda, Türkiye bize sahip çıktı ve buna devam ediyor. Filistinlilerin kalbinde size karşı taşıdığı muhabbet ve şükranı tahmin edemezsiniz!”
Biliyorsunuz. Sünnetullah gereği hükümetler değişebilir. Bugün AKP var; yarın başkası gelebilir. Sizce Türkiye’nin Filistin’e karşı güttüğü siyaset değişir mi?
“Biz hükümetlere değil Türk halkına güveniyoruz. Onlar bu hükümeti başa getirdiler. Onlar Mavi Marmara’yı gönderdiler. Onlar Filistin uğrunda şehit oldular. Biz çok milleti ve çok ülkeyi defterimizden silip attık. Ancak Türkiye bize umut olarak kaldı ve kalacak İnşaallah.”
Son Güncelleme (Pazartesi, 27 Aralık 2010 18:18)
YST2009
Designed by i-cons.