Print
Details: Category: İHZÂRİYE | Hits: 984

Pazar, 20 Ocak 2013 10:40

alt
Volkan
 
19 Safer 1327 / 26 Şubat 1324 / 6 [11] Mart 1909
 Perşenbe [Pencşenbih] 
Numro: 70

Sahîfe: 3

alt

HAKĪKAT
Biz Kālû Belâ’dan Cem‘iyyet-i Muhammedî’de dâhiliz. Cihetü’l-vahdet-i ittihâdımız Tevhîddir. Peymân ve yemîni­miz Îmândır. Mâdemki Muvahhidiz, müttehidiz.
Molla Ahmed-i Cezîrî-i Kürdî, Kürdce olarak buyurmuş ki;
[1]سروحدت ژازل كرتى يه حتى بابد” 
Herbir mü’min i‘lâ-yı Kelimetullâh ile mükelleftir. Bu zamanda en büyük sebebi, maddeten terakkī etmektir. Zîrâ ecnebîler fünun ve sa­nâyi‘ silâhıyle bizi istibdâd-ı ma‘nevîleri altında eziyorlar. Biz de, fen ve san‘at silâhıyla i‘lâ-yı Kelimetullâh’ın en müdhiş düşmanı olan cehl ve fakr ve ihtilâf-ı efkâra cihâd edeceğiz.
Ammâ; cihâd-ı hâricîyi Şerîat-ı Garrâ’nın berâhin-i kātıasının elmas kılınçlarına havâle edeceğiz. Zîrâ medenîlere galebe çalmak iknâ‘ iledir, söz anlamayan vahşîler gibi icbâr ile değildir.
Biz muhabbet fedâyîleriyiz, husûmete vaktimiz yoktur. Meşrûtiyet ki, adâlet ve meşveret ve kānunda inhisâr-ı kuvvetten ibârettir. Onüç asır evvel Şerîat-i Garrâ te’sîs ettiğinden, ahkâmda Avrupa’ya dilencilik etmek, dîn-i İslâm’a büyük bir cinâyettir ve şimâle müteveccihen namaz kılmak gibidir. Kuvvet kānunda olmalı. Yoksa istibdâd tevzî‘ olunmuş olur.
[2]اِنَّاللّهَ هُوَالْقَََوِىُّ الْمَتِينُ hâkim ve âmir-i vicdânî olmalı. O da ma‘riri­fet-i tâm ve medeniyyet-i âmm veyâhud dîn-i İslâm nâmıyle olmalı. Yoksa istibdâd dâimâ hükümfermâ olacaktır.
İttifâq hüdâdadır, hevâda değil!..
İnsanlar hür oldular ammâ yine abdullahtırlar. Herşey hür oldu, Şerîat de hürdür. Meşrûtiyyetde, mesâil-i Şerîate rüşvet vermeyeceğiz. Başkası­nın kusûru, insanın kusûruna sened ve özür olamaz.
Ye’s, mâni‘-i herkemâldir. “Neme lâzım, başkası düşünsün” istib­dâ­dın yâdigârıdır. Bu cümlelerin mâbeynini rabtedecek olan mukaddemâtı, Türkce bilmediğim içün mütâliînin fikirlerine havâle edi­yorum.
Bedîüzzamân Saîd-i Kürdî

 

[1]: Tevhîd sırrı ezelden ebede kadar herşey’i kuşatmıştır.
[2]: Şüphesiz ki, Allah sonsuz kuvvet ve kudret sâhibidir.
 
B. Tunç     Ö. İ. Pektaş     Y. S. Tunç