Perşembe, 24 Ocak 2013 13:47

 
  alt
Volkan
 
22 Safer 1327 / 29 Şubat 1324 [1 Mart 1325] / 14 Mart 1909
 Pazar [Bâzâr] 
Numro: 73

Sahîfe: 1, 2

 alt
 
YAŞASIN ŞERÎAT-İ GARRÂ!..
 

Ey Meb‘ûsan!
.
 
Uzunluğu ile berâber gāyet mûciz bir tek cümle söy­leyeceğim. Dikkat ediniz! Zîrâ itnâbında îcaz var!
 
Şöyle ki:

Meşrûtiyyet ve Kānûn-i Esâsî denilen adâlet ve meşveret ve kānunda cem‘-i kuvvet, bu ünvan ile berâber asıl mâlik-i hakīkī sâhib-i ünvân-ı muhteşem ve müessir ve adâlet-i mahzayı mutazammın nokta-i istinâdımızı te’min eden ve Meşrûtiyyeti bir esâs-ı metîneistinâd ettiren, evhâm ve şükûk sâhibini varta-i hayretten kurtaran, istikbâl ve âhiretimizi tekeffül eden, menâfi‘-i umûmiyye olan hukūkullâhı izin­siz tasarruftan sizi tahlis eden, hayât-ı milliyyemizi muhâfaza eden, umûm ezhânı manyetizmalandıran, ecânibe karşı metânetimizi, ke­mâlimizi, mevcûdiyetimizi gösteren, sizi muâhaze-i dünyeviyye ve uhreviyyeden kurtaran, maksad ve netîcede ittihâd-ı umûmîyi te’sis eden, o ittihâdın rûhu olan efkâr-ı âmmeyi tevlîd eden, çürük mesâvî-i medeniyyeti hudûd-i hürriyyet ve medeniyyetimize girmekten ya­sak eden, bizi Avrupa dilenciliğinden kurtaran, geri kaldığımız uzun mesâfe-i terakkīden - sırr-ı i‘câza binâen - bir zamân-ı kasîrede tayyettiren ve Tûran ve Arîyân ve Sâmîler’i tevhîd ederek zamân ile bize bir büyük kıymet veren, şahs-ı manevî-i hükûmeti Müslüman gösteren, Kānûn-i Esasînin rûhu ve Onbirinci Madde’yi muhâfaza ile sizi hıns-ı yeminden kurtaran, Avrupa’nın eski zann-ı fâsidlerini tekzib eden, Muhammed’i [a.s.m] hâtem-i enbiyâ ve Şerîat’in ebedî olduğunu tasdîq ettiren, muharrib-i medeniyyet olan dinsizliğe karşı sed çeken, zulmet-i tebâyün-i efkâr ve teşettüt-i ârâyı safâ-yi nû­rânîsi ile ortadan kaldıran, umûm ulemâ ve vâizleri ittihad ve saâdet-i millete ve icrâat-i hükûmet-i meşrûta-i meşrûaya hâdim eden, adâlet-i mahzası merhametli olduğundan anâsır-ı gayr-ı müslimeyi dahâ ziyâde te’lif ve rabteden, en cebîn ve âmî adamı en cesur ve has adam gibi hiss-i hakīkī-i terakkī ve fedakârlık ve hubb-i vatanla mütehassis eden, hâdim-i medeniyyet olan sefâhet, isrâfât ve havâyic-i gayr-i zarûriyyeden bizi halâs eyleyen, muhâfaza-i âhiretle berâber i‘mâr-ı dünyâ etmekle sa‘ye neşât veren, hayât-ı medeniyyet olan ahlâk-ı hasene ve hissiyyât-ı ulviyyenin düsturlarını öğreten, herbirinizi ey meb‘uslar ellibin kişinin takāzâ-yi hakkından tebriyye eden ve sizi icmâ‘-i ümmete kü­çük bir misâl-i meşrû‘ gösteren ve hüsn-i niyyete [*] binâen a‘mâlinizi ibâdet gibi ettiren, üçyüz milyonun hayât-ı ma‘neviyyesine kasd-ı cinâyetten sizi tahlis eden ol Şerîat-i Garrâ ünvânıyle gösterseniz ve me’haz edinseniz ve tatbîq etseniz, acabâ bu kadar fevâidi ile berâber ne gibi şey gāib edeceksiniz?

Vesselâm, ya­şasın Şerîat-i Garrâ!..

 
Bedîüzzamân
Saîd-i Kürdî
***********
 
[*]: Nüsha aslında dizgi hatâsı var. "sırr-ı niyyete" de olabilir.

B. Tunç     Ö. İ. Pektaş     Y. S. Tunç