Cumartesi, 22 Kasım 2008 13:45

Büyük Târihçe-i Hayât’ta olsun Mufassal T. Hayât’ta veyâ Bilinmeyen Taraflarıyle B. Said Nursî’de olsun Üstâd’ın Rusya esâretinde, Sibirya’da kaldığı yazılıdır.
 
Üstâd, esâret hâtıralarında; Rusya’nın Avrupa kesiminde bulunan Volga Nehri'nden, Kostroma'dan, Kostroma'nın Tatar mahallesinde Volga kenârındaki küçük câmi'den bahsetmekte ama nedense Asya'nın kûzeyini kaplayan, Türkiye yüzölçümünün 15-16 katı büyüklüğünde koskoca Sibirya'dan söz etmemektedir!?..
 
Külliyât’ta, Sibirya kelimesinin geçtiği yerler tedkik edilirse, sâdece; “.. cevherlerin bir kısmı yalnız Çin'de bulunuyor. Diğer kısmı Endülüs'te, bir kısmı Yemen'de, bir kısmı Sibirya'dan başka yerde bulunmuyor.” ifâdesinin Üstâd’a âid olduğu görülür.   
 
Bu biraz garip değil mi?.!..
 
Hakîkat-i hâlde Üstâd, Sibirya’da kalmamıştır! Niye söz etsin ki?.
 
Kostroma ile Sibirya'nın bir alâkası da bulunmamaktadır!..  
 
Şöyle bir durum tesbiti yaparsak.. :
 
1- Üstâd’ın Sibirya’da kaldığına dâir bir tek “belge” mevcûd değil!. İkinci-üçüncü şahıslardan  nakledilen bâzı rivâyetler tahkiksiz kaydedilmiş..
 
Kostroma’nın iklim ve çevre şartları Sibirya’ya çok benziyorsa, kinâye olarak söylenmiş de sonradan hakîkat mi telakkî edilmiştir?. Ya da, Kostroma’nın bulunduğu bölgeye yöre halkı tarafından bu mânâda “Sibirya” deniliyor olabilir mi?. Bilemiyoruz!?..  
 
Bir ihtimâl, belki Kostroma’ya götürülürken Sibirya’ya bir miktâr girilmiş olabilir (mi?). (1)  
 
2- Kostroma; Volga Nehri kenarında, Moskova'ya karayolu ile 3 sâat mesâfede (2); (Kologriv) Kologrif;Volga’nın bir kolu olan Unja (Unzha) nehri kıyısında olup, Avrupa Kıt’ası'ndadırlar. Asya’da bulunan Sibirya ile bir alâkaları yoktur. Kırklareli ve Lüleburgaz ne kadar Doğu Anadolu'da iseler, Kostroma ve Kologrif de o kadar Sibirya'dadırlar..(!)

alt

alt

 
Mes’elenin dahâ iyi vuzûha kavuşması için “Sibirya” ile ilgili , “Vikipedi, özgür ansiklopedi”den alınan şu bilgiler yararlı olur sanırım:
Asya'nın kuzeyinde yer alan Sibirya, 12.800.000 km²'lik yüzölçümüyle Rusya'nın yüzde 60'tan fazlasını kaplar. Batıda Ural Dağları'ndan doğuda Büyük Okyanus'a kadar uzanır. Kuzeyinde Kuzey Buz Denizi vardır. Sibirya'nın güneyinde, batıdan doğuya doğru, Kazakistan, Moğolistan ve Çin Halk Cumhuriyeti yer alır. Sibirya'nın nüfusu yaklaşık 40 milyondur.

 

Sık ormanları, büyük ırmakları, buzlarla kaplı ovalarıyla ünlü bu bölge, doğa koşulları yüzünden yüzyıllar boyunca gelişememiş ve nüfusu artmamıştır. Sibirya'da kışlar uzun ve çok soğuk, yazlar ise kısa ve çok sıcak geçer. Dünyanın en soğuk yerlerinden biri olarak bilinen Antartika kıtasında kışları sıcaklık -78,3 °C'ye, Sibirya'nın kuzeydoğusundaki Verhoyansk ve Oymyakon'da ise -72,7 °C'ye düşer.

 

Sibirya'nın en kuzeyinde tundralar yer alır. Buralardaki kış dokuz ay sürer ve yazın yalnızca toprağın üzerindeki buzlar erir. Daha güneyde iğneyapraklı ağaçlardan oluşan ve tayga adı verilen geniş orman kuşağına rastlanır.

 

Sibirya doğal yapısına göre batıdan doğuya doğru üç ana bölüme ayrılır. Ural Dağları'nın doğusundan başlayan Batı Sibirya Ovası geniş bataklıklarla kaplıdır. Obi Irmağı ve kolları bu ovadan geçer. Orta Sibirya Yaylası batıda Yenisey Irmağı'ndan doğuda Lena Irmağı'na kadar uzanır. Büyük bölümü deniz düzeyinden 450 metre yüksekliktedir. Güneyde Moğolistan sınırına doğru yüzey engebelidir. Bu bölgede yer alan Baykal Gölü, Asya ve Avrupa'daki tatlı su göllerinin hepsinden daha derindir (1.620 metre). "Sovyet Uzakdoğusu" adıyla bilinen Doğu Sibirya Yaylası'nda ise dağlar, sıradağlar, yaylalar ve kuzeye doğru uzanan vadiler bulunur...” 

******


(1): İrfan KARABULUT'dan nakil:

 
         93'ün Kasımındaydı...Sibirya'nın soğuk ve büyük bir Oblastı(eyalet) olan Yekaterinburg daki mescidin(Sibirya'daki camilere mescid denir.) odasında oturuyorduk. Hava alabildiğine soğuk, dışarıda tipi vardı. Gelecek neslin ışık süvarilerinden birkaç Tatar gençle beraber çay içiyorduk. Sıbgatullah Hazret(Yekaterinburg'un müftüsü) içeri girdi ve bana dönerek;
-         Hazret yarın Nijni Tagil'e Konferans vermeye beraber gidelim mi? Dedi.
 Nijni Tagil, Sibirya'nın kuzeyine bakan bir düzlükte geniş Tayga çam ormanlarının kıyısında kurulmuş. Yekaterinburg eyaletine bağlı 250 bin nüfuslu bir şehirdi. Sıbgatullah Hazret dedim de: Rusya'dan kopmamış Türk Milletleri içinde Tataristan, Başkırdistan bulunmaktadır. Başkırdistanın başkenti Ufa da Şeyhülislamlık yani Diyanet İşleri Başkanlığı vardır. Bu başkanlık Tataristan, Başkırdistan, Sibirya ve Rusya müslümanlarıyla ilgileniyor. Zaten Tatarların ve Başkırtların yüzde atmışı Rusya'daki eyaletlere dağılmış durumda. Şeyhülislamlık bünyesine bağlı her eyalette müftüler var. Bu müftülere "Hazret" deniliyor. Bizim bulunduğumuz eyalette de Sıbğatullah Hazret vardı..Hazret beni Nijni Tagil konferansına davet etmişti. Gitmemek olmazdı.
Sabah Hazret gitti, ben de öğlene doğru bir otobüse binerek yola koyuldum.. Yollar karlı, dağlar buzul ve her yer çam ormanlarıyla dolu. Şu Sibirya ya hayret ediyorum bize Sibirya buzlarla kaplı demişlerdi. Ormanlarla kaplı dense daha doğru olurdu herhalde çünkü her yer büyük çam ormanlarıyla kaplı..
 İki saatlik bir yolculuktan sonra otobüsten indim. Hazret ve birkaç Tatar beni terminalde bekliyorlardı.. Soğuğa aldırmadan kucaklaştık ve Tatar geleneklerine göre orada en yaşlı olan elini kaldırarak dua etti. Hep beraber amin dedik.. Birazdan konferans vereceğimiz yerdeydik. Bizden sonra da Tatar Sanatçılarının konseri olduğu için birçok ünlü dahil kalabalık seyirci topluluğu vardı.
         Programımız çok güzel geçti, dualardan şiirlerden sonra Hazret gazetecilerin beklediğini söyledi. 93'ta Sovyet Rusya daha yeni dağılma sürecine girdiği için henüz dışarıyı ve Türkiye'yi iyi bilmiyorlardı. Onun için nereye gitsek Teveccüh çok oluyordu. Konferans verdiğimiz kültür merkezinin lobisine geçtik. Lobi de bir sürü gazeteci vardı. Kapsamolistkaya pravda gazetesinin muhabiri
-     Bu yüzyılda Nijni Tagil'e gelen ikinci Türksünüz.!.. dedi
Ben hayretle;
-         Diğeri kimdi? Dedim..
Gazeteci;
-         Said Nursi!... Herhalde onu Türkiye'den tanıyorsunuzdur , dedi.
Birden ürperdim.. O kutsi dava adamını Bediüzzamanı, Risale-i Nurların Müellifini bilmemek olur muydu...
ama anlayamamıştım;
-         Nasıl olur!... dedim. Bildiğim kadarıyla o burada olmadı.
Gazeteci kendinden emin bir şekilde;
-         Said Nursi'nin Kosturamaskaya eyaletindeki esaretini hatırlarsanız, işte O Kosturamaya götürülmeden önce Nijni Tagil dediğimiz bu bölgede kurulan kampta 2 hafta kalmıştır. İsterseniz arşivlere bakabilirsiniz , dedi.
 
O arada Sıbgatullah Hazret; otobüsümüzün kalkmak üzere olduğunu acele etmemiz gerektiğini kulağıma fısıldadı. İçimde o gazetecinin söyledikleri, otobüsün buz tutmuş camına başımı yasladım. Alnım üşüse de içimi kavurucu bir ateş basmıştı. Ah üstadım... Burada da imdadımıza yetiştin... "Neredesin" diye sayıklıyordum.. adeta sanki  Kosturamada idim. Üstad'la beraber Volga'nın şırıltılarını dinliyor, oraya gitme arzusuyla içim yanıp yanıp tutuşuyordu..
 

(2): İsmail BERK'ten nakil:

Muhterem Bilâl Tunç Âbi,
Müdakkik nazarını tebrik ediyorum. Mütâlaaya değer tetkikler..
Kosturma’yı görmek nasip oldu. Karayolu ile Moskova’ya üç saat mesâfede.
İsmail BERK (02 Haziran 2008)
Bilâl TUNÇ