TASHİH ÇEŞİTLEMELERİ
Ö. Faruk PEKEL ile
1
Ve aleyküm selâm Bilâl abi,
Yeni site, yeni adresiyle akılda daha kalıcı, yeni düzeniyle de daha kullanışlı hale gelmiş; elinize sağlık. Henüz tamamını okuma fırsatı bulamadım ancak Sık Kullanılanlar'a ekledim, inşâallah yakında okumak istiyorum. Bu vesileyle RisaleHaber'den de haberdâr olmuş oldum, Allah razı olsun.
Sitenin sayfaları arasında gezinirken, Münâzarât-1 bölümünün ilk cümlesindeki Münâzârât kelimesi dikkatimi çekti. Kasd-ı mahsûsa ile mi öyle yazdınız, yoksa gözden mi kaçtı, bilemiyorum; haberiniz olsun istedim.
Bir de, Tacettin Şemşek'in "Sitem Sitem Üstüne" adlı makalesinin ikinci maddesinde göz kelimesindeki "z" harfinin "zı" olduğu yazılmış. Halbuki "zı"nın noktası unutulduğu zaman "tı" olur. Noktası unutulduğu zaman "ra"ya dönüşen harf "ze" (zeyn) olmalı değil mi?
Hayırlı günler diliyor, "büyük hayırlı tashih"e duâlarımızla destek olmaya çalışıyor ve duâlarınızı bekliyoruz.
Selâmlar...
Katkılarınız için Allah râzı olsu aziz Kardeşim. Kavlî duâlarınızla berâber her zaman fi'lî duâlarınızı da beklerim.
Münâzârât (Y) // Münâzarât
Sehivleri düzeltiyor, ziyâretçilerimizden özür diliyorum.
Muhabbetlerimle..
Bir de, Kostroma ve Kosturma kelimelerinin her ikisi de bulunuyor. Kezâ, Koloğrif ve Kologriv. Kasd-ı mahsûsa ile mi öyle bıraktınız? İ'caz kelimeleri i'câz اعجاز olmalı değil mi? Kur'ân olması gerekirken Kur'an olanlar da var.
2-3 hafta önce Kur'ân yazısıyla bir şeyler yazmak istediğimde bana yardımcı olabilecek bir program aradım. Ekteki dosyayı bulmuştum. Gayet kullanışlı bir program. Belki sizin de işinize yarar diye gönderiyorum.
Selâmlar...
Ömer Faruk PEKEL
Gönderdiğin proğram için teşkkür ederim.
Selâmlar...
Selâmün Aleyküm Aziz Kardeşim,
Bigi, fikir ve teknik yardımlarından faydalanıyorum, Allah râzı olsun.
Risâlelerde "mekik" ve "yay" tâbirleri geçiyor:
Küçüklüğümde basit bir dokuma tezgâhımız vardı. Mekiği biliyorum ama yayı bir türlü hatırlayamadım. Sorulu- cevâplı Risâle sitelerinde veyâ Lügatlerde atmasyon birşeyler yazmışlar.
İnternetten biraz birşeyler buldum ama yeterli değil:
"Istar Bölümü:
El dokuma tezgâhları, ıstar, mekik, kirkit, yay, ılkıdır, kirmen, çıkrık ve duvarda kilim örnekleri yer almaktadır."
Yay nedir? Bir resim filân mümkün olur mu acabâ?
Muhabbetlerimle..
Bilâl
|
ederler; elbette bütün bunların madde-i esasiyesi ve bütün onlardaki nakş-ı san'ata ve nesc-i nakşa mekikler ve yaylar hükmünde olan zerrat dahi bizzarure onun kabza-i kudretinde ve daire-i ilmindedir ve
|
|
ve ışık verici bir lamba; ve elvah-ı nukuş-u kudret olan fusul-ü erbaayı da bir mekik; ve sahaif-i kitabet-i hikmet olan gece-gündüzü de bir yay yapar. herbir gününe, ayrı bir
|
S.A. Sevgili Kardeşim,
Şimdiye kadar, Latin harfleri ile bu kadar düzgün imlâlı, bu kadar musahhah bir Risâle görmedim. Cân ü gönülden tebrik ediyorum.
O Arabî ifâdeyi çözmek beni aşıyor.
Aslında görmezden gelinebilecek bir-iki noktaya dikkat çekmek istiyorum:
{Böyle bir cevâb ihtàr edildi ki: Gaybî istikbâl-i dünyevîde ve dünyâ işlerinde başa gelen hâdisâtı bildirmemekte; Cenâb-ı Erhamürrâhimîn’in çok büyük bir rahmeti saklandığını ve gaybı gizlemekte çok ehemmiyetli bir hikmeti bulunduğu cihetle, gaybî şeyleri haber vermekten yasak edip, yalnız mübhem ve mücmel bir sùrette, ya ilhâm veya ihtàr ile bir emâreyi vesîle ederek, keşfiyâtta ve rü’yâ-yı sâdıkada bir kısım gaybî hakìkatleri ihsâs eder. O hakìkatlerin husùsì sùretleri, vukù’undan sonra bilinir.
(Kastamonu L. s.215)
محرمدر
Bir Sırr-ı İnnâ A’taynâ
بسم الله الرحمن الرحيم
Sual: Ey Üstâd! Sen Arabî fıkranda zındık komitesinin bir reîsine demişsin: بِالِفٍ وَ بَاءِ نَفْىٍ فِى اِسْمِكَ دَجَالَيْنِ سُفْيَانِى Hem demişsin: “Sûre-i İnnâ A’taynâ’daki şimdiki münâfıklara işâret var.” Îzâhını isteriz.
Dördüncü Vecih: Sâbıkan tafsîlen beyân edildiği gibi, mason reîsinin münâsebetsiz bir sùrette gûyâ kendine lâyık ve eskiden beri lakabı olmuşçasına kendine takılan meşhûr lakabı, 1017 adediyle شَانِئَكَ هُوَ اْﻻَبْتَرُ bin onyedi adedine tam tamına tevâfuku ve ef’âliyle o cümlenin ma’nâsını göstermesiyle, üç vech-i evvelin işâret ettiği mes’eleyi âdetâ tasrîh edip parmak basıyor…..}
Muhabbetlerimle..
Selâmün aleyküm Bilâl Abi,
Uzun süredir cevap yazamadım; kusura bakmayın. İşlerim ancak hafifledi. İmlâ Kılavuz(cuğ)u'na dün bakabildim. Elinize sağlık; yanında Kur'ân yazısı da bulununca, gayet güzel olmuş. Gözüme takılanları aşağıya çıkardım.
Kem âlât ile kemâlât mümkün olmadığı gibi, Latin harfleriyle yazılan risâlelerin imlâsının da mükemmel olmayacağını; bu çabaların sadece "bu harflerle mümkün olan en iyi imlâyı" elde etmeye ve bilhassa yeni neslin kelimeleri daha doğru telaffuzuna yönelik olduğunu düşünüyorum.
"Ba'zı İmlâ Kàideleri"nin hemen başında uzatmaları göstermek için; “^” ve, -gerektiğinde ma’nâ ve telaffuz kaymalarını önlemek için, “ayn ع”, “gayn غ” ve “kaf ق” gibi kalın okunan harflerin bulunduğu hecelerde- sola eğik “ ` ” işâretleri kullanılacağını belirtmişsiniz. Bunu sadece "gerektiğinde" değil de, her zaman yapsak daha iyi olmaz mı? Yani âbide-àbide karışıklığını engellemek için عابده kelimesini àbide olarak yazıyoruz. Karışma endişesi taşımadığımız kelimeleri de, doğru telaffuz için, örneğin عاجز kelimesini àciz, عابد kelimesini de àbid olarak yazsak daha iyi olmaz mı?
عظيم ve عزيم gibi bazı kelimeleri de bu karışıklıktan kurtarmak için azìm ve azîm olarak yazmak çözüm olabilir mi? Ancak, herşeye rağmen ض ve ذ harfleri için fonetik alfabeden başka çıkış yolu görünmüyor. Aynı durum ص , س ve ث harfleri için de söz konusu. س ve ص harfleri uzun okunurken bir şekilde farklı yazılabilirken, ث harfi için aklıma hiçbir şey gelmiyor. (Meselâ صانع için Sàni', ساعة için Sâat)
خالق , حالق , هالك kelimelerinin birbirinden tefrîk edilebilmesi ise ancak x harfinin kullanımıyla mümkün görünüyor. Meselâ: Hâlik, Hàlik, Xàlik (oldu olacak Hâlik, Hàliq, Xàliq)
HADS kelimesinin Arabca ifadesinde dal ile sin arasında boşluk var.
MÜDDEÎ-İ UMÛMÎ kelimesinin Arabca ifadesinde bir yanlışlık var gibi.
ŞAKÎ kelimesi ŞAKÌ olarak yazılsa problem çözülebilir sanki.
VAKÛR kelimesi de VAKÙR olabilir.
TA’BÎR ve TA‘DÂD kelimelerinde olduğu gibi, bazen farklı kesme işaretleri kullanılmış. Özel bir nedeni var mı?
Allah'a emanet olun.
306/13 masûniyet(Y)// mesnûniyyet مسنونيت / Envar N., Os.Emirdağ-II (mesnûn: sünnet olan şey, gelenekleşmiş)
369/35 tutulmasına(inkisâfına) (Y)// inkişâfına / T.Hayât
Sâdece birincisi düzeldi (gelecek baskılarda onu da bozmazlarsa..). Buna da şükür. Ne kurtarırsak kâr diye düşünüyorum.
Bilâl
*****
Evet, mâdem o kitâblar semâvîdirler ve mâdem o kitâb sâhipleri enbiyâdırlar.
Hem demiş: "Yâ yanlışımı bulunuz; veyâhûd sizinle mahvoluncaya kadar cihâd edeceğim. "Hâlbuki, [boşluk tırnaktan önce çıkmış]
"Evet, îsâ Aleyhisselâm, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdan haber veriyor."
Hem Yehûdun meşhûr ulemâsından ve Nasârânın meşhûr kıssislerinden, kütüb-ü sâbıkada evsâf-ı Muhammediyyeyi (a.s.m) gördükten sonra
Tübba' nasıl gıyâben ve bi'setten evvel Îmân getirmiş, Şâmûl de öyle
Hem ulemâ-i Nasârâdan, meşhûr, bahsi geçen Bahîra-yi Râhib ki -1-, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Şâm tarafına amûcasiyle gittiği vakit oniki yaşındaydı. Bahîra-yı Râhib,
Hem Nastûru'l-Habeşe ve Habeş Reîsi olan Necâşî, evsâf-ı Muhammediyyeyi (a.s.m) kitâblarında gördükleri için, berâber Îmân etmişler.
Hem Dagâtır isminde meşhûr bir Nasrânî âlimi, evsâfı görmüş, Îmân etmiş.
Hem Nasrânî rüesâsından Hâris ibni Ebî Şümeri'l-Gasânî[*] ve Şâm'ın büyük dînî reîsleri ve melikleri, ya’nî Sahib-i İlbâ[**] ve Hirakl ve İbn-i Nâtûr ve Cârût[***] gibi meşhûr zâtlar, kitâblarında evsâfını görmüşler ve Îmân etmişler.
Ya’nî, "Ben gidiyorum, tâ size Faraklit gelsin."
Ya‘nî, "Benî İsrâil'in kardeşleri olan Benî İsmâil'den,
Rûhu'l-Emîn Hazret-i Cibrî'i yollayıp dîn-i İlâhîsini ona ta’lîm ettirecek.
İşte, "Âlemin Reîsi" Haşiye elbette Seyyidü'l-Beşer olan Ahmed-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmdır.
Hem İncîl'de, esmâ-i Nebevîden Sâhibü'l-Kadîbi ve'l-Hirâve, yani, "Seyf ve Asâ Sahibi." [SorularlaRisaleiNur'da bu ifade hatt-ı Kur'ân'la yazılmış.]
İncîlde Sâhibü't-Tâc, kat‘i olarak Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm demektir.
İncîl tefsirlerinde "hak ve bâtılı birbirinden tefrik eden hakperest" ma’nâsı verilmiş ki,
Acabâ Hazret-i Îsâ Aleyhisselâmdan sonra dünyânın reîsi olacak ve hak ve bâtılı fark ve temyiz edip
Elcevâb: Çünki, Ahmed Aleyhissalâtü Vesselâm, Îsa Aleyhisselâmı Yahûdîlerin müdhiş tekzîbinden ve müthiş iftirâlarından ve dînini müdhiş tahrîfâttan kurtarmakla berâber; Îsâ Aleyhisselâmı tanımayan Benî İsrâil'in suûbetli şerîatine mukàbil, suhûletli ve câmi’ ve ahkâmca şerîat-i Îseviyyenin noksânını ikmâl edecek bir şerîat-i âliyeye sâhiptir. İşte onun için, çok def‘a "Âlemin Reîsi geliyor" diye müjde veriyor.
çok âyetler var- nasıl bir kısım numunelerini gösterdik.
Ö.F.P.
***
Mesajını ele allım:
ÖFP: Ayn ve hemzenin ayırdedilebilmesi için bulduğunuz çözüm çok isabetliymiş aslında ama, hayırlısı olsun.
BT: Bence de öyleydi. Yine de öyle. Bizim yayıncıların durumuna göre biraz tâvizde bulundum ama nâfile..
ÖFP: Aşağıda belirttiğiniz 3 kelimenin web sitesinde düzeltilmiş olabileceği ihtimaliyle bir arama yaptım. Ancak maalesef dediğiniz gibi duruyor. İlginçtir; SorularlaRisaleiNur sitesinde masûniyet kelimesine rastlanmıyor, mesnûniyete de. Ancak "masnûniyet" kelimesi var, anlamı da "yaş yönünden, yaşın küçük olması bakımından" olarak belirtilmiş.
Tutulmasına (inkisâfına) kelimesinin T.Hayât'ta geçtiğini yazmışsınız ama Emirdağ Lahikası olmalı galiba. Eğer bir yerden kopyalamışsanız, orayı düzeltin diye yazıyorum. Cümleyi okuduğumuzda kesinlikle inkişâf uygun düşüyor. S ile Ş harflerinin karışması çok kolay da; tutulmasına kelimesi nereden çıkmış ve inkisafına nasıl parantez içine girmiş, orayı anlayamadım.
BT: Bizimkiler parmak hesâbı ile yapıyorlar bu işleri. Gûyâ meşveret yapmış oluyorlar!.. Kostroma’nın Sibirya ile, Cezîre’nin Fırat’la ne alâkası var? Haritaya bakar düzeltirsin.. Yeterli dış baskı olmazsa bizim yayıncıların elinde bu işler bir o kadar dahâ ayni minval üzere gideceğe benzer…
SorularlaRisaleiNur’da مسنونيت kelimesini yeniyazıya öyle aktarmışlar. Verilen ma’nâ da uygun gibi.
[tutulmasına (inkisâfına)] Emirdağ’dan. [inkişâfına ] T.Hayât’tan.
İnkisâf, inkişâf tâbirlerinin geçtiği yerler üzerinde bir forum sitesinde bâzı arkadaşlarla yaptığımız tesbitlerimizi ve teklifimizi Yeni Asya yayın kuruluna iletmiştik:
1-Hem de İslâmiyet güneşinin tutulmasına, inkişafına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar. (Arama Motoru H.Ş., Os. teksir Mektûbât-2’deki H.Ş., Sinan matbaası 1960 H.Ş., Tenvir nüshası H.Ş.)
2-Hem de islamiyet güneşinin tutulmasına (inkisafına) ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar. (Arama M. Emirdağ L. ve Os. teksir müstakil H.Ş.)
3-Hem de, İslâmiyet güneşinin tutulmasına, inkisâfına ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar. (Y. Asya)
4- Hem de, İslâmiyet güneşinin inkişâfına ve beşeri tenvîr etmesine mümânaât eden perdeler açılmağa başlamışlar; ( T.Hayât)
Çözüm olarak ta; şu fikir ortaya çıkmıştı:
1- T. Hayâttaki şekli esas alıp diğerlerini buna göre düzeltmek,
2- Burada, meknûn bırakılmış veyâ kâtip hatâsı olarak atlanmış “sebeb olan”ibâresini kullanarak cümleyi yeniden inşâ etmek:“Hem de İslâmiyet güneşinin tutulmasına (inkisâfına) sebeb olan ve beşeri tenvîr etmesine mümânaât eden perdeler açılmağa başlamışlar.”
ÖFP: Sitenizdeki Mu'cizât-ı Ahmediyye'den bölümünü okudum… Gözüme takılan bazı yerleri yeşile boyayarak aşağıya çıkardım:
BT: Aşağıya çıkarılanların çoğu düzeltildi. Bâzılarını tam anlayamadım:
· (a.s.m) de durum:
· (a.s.): aleyhisselâm ( ع. س. ). (a.s.m): aleyhissalâtüvesselâm ( ع.ص.م ) / BT
· Tübba' nasıl gıyâben ve bi'setten evvel Îmân getirmiş, Şâmûl de öyle
· Faydalandığım kaynakta büyük harf “İ” kullanılmıştı, ben de üstüne uzatma işâreti ilâve ettim./ BT
· Ya‘nî, "Benî İsrâil'in kardeşleri olan Benî İsmâil'den,
· ?
Son Güncelleme (Pazartesi, 21 Haziran 2010 14:19)
YST2009
Designed by i-cons.
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.