Zaman İçinde BEDÎÜZZAMAN / C. Canlı – Y.K. Beysülen
Pazar, 26 Eylül 2010 20:03 | Author: BİLAL TUNÇ |
Sayfa
20 “Eksikler elbetteki bize ve halen konuya ilişkin belge ve bilgilerin sağlıklı kullanımına engel olanlara aittir. ..”
*“Teşekkür” bölümünün sonunda eksiklerin bölüştürüldüğü cümlede zikredilen “konuya ilişkin belge ve bilgilerin sağlıklı kullanımına engel olanlar”ın açıklanması iyi olurdu.
43 “Sofi Mirza’nın … Oğulları (Abdullah, Ahmet, Abdülmecid, ve Said) …”
*Sôfî Mirzâ’nın Ahmed adında bir oğlu bilinmemektedir. Mehmed (Muhammed)’le karıştırılmış olmalı. (M.T.H.1998; 73)
43,45 “… 1870’li yıllarınilk yarısında… doğdu. … Bütün bu tartışmalar bir yana Said Nursî’nin 1870’li yılların ilk yarısında … doğduğu kesindir…”
*Belgeler kesin târîhin, Risâle-i Nur Enstitüsü’nün verdiği 5 Ocak 1878 ile 12 Mart 1878 arasında olduğunu doğrulamaktadır.
Dârü’l-Hikmette iken 26 Eylül 1337 (26 Eylül 1921)’de doldurulan nüfus, eşkâl ve ikàmet bilgilerinin bulunduğu “Devlet-i Aliyye-i Osmâniyye Tezkeresi (MTH.1998; 464)”indeki iki târihden 1295 Hicrî, 1293 Rûmîdir. Ve bu iki târih ancakancak Mîlâdî 1878’de (05 Ocak 1878 ile 12 Mart 1878 arası) çakışıyor.
46 “… Şeyh Abdurrahman Taği’nin öldüğü tarih olan 1886, tarih kestirimi için nirengi noktasını oluşturmaktadır.… Bütün bu yolculukların ayni yıl yapıldığı kabul edilse bile Said’in ilk eğitime başlamasından sonra geçen zaman en az üç/dört yıl olur. Bu durumda da 1886 yılına gelindiğinde Said’i yaşı en az on iki / on üçtür. Dolayısıyla Said için bir doğum tarihi belirlenecekse bunun 1874’den sonra olması mümkün değildir.”
*Doğrusu, bilinen belgeler bir tarafa bırakılıp Şeyh Abdurrahman-ı Tâgî’nin ölümünü nirengi noktası alan doğum târîhi hesaplama yolu en karışığı olduğu gibi o kadar tekellüfe rağmen doğru sonuca da varılamamış.
46 “(1) İki ya da üç yıl olmasının aslında pek bir önemi yoktur. Sonuçta ortaya çıkan tarih 1875 öncesinde bir zamana denk gelmektedir.”
*Yukarıdakiler gibi bu da yanlış.
49 “… büyük kardeşi Abdurrahman’dan aldığı eğitim olduğu … Abdurrahman’ın anlattıklarının/öğrettiklerinin …”
*“Abdurrahman” sehiv. Doğrusu, “Abdullah”.
52 “Beyazıt’ta eğitimin tamamlandığı tarihi Badıllı (1998; 85) 1892 olarak vermektedir. … Eğitime ilk başlanan yaş ve … böyle bir tespitin doğru olamayacağı ortaya çıkmaktadır.”
*Nirengi noktasının yanlış alınmasından yanlış sonuca varılmış. Bâyezid’de eğitimin tamamlandığı tarihin 1892-1893 olması en yakın ihtimâldir.
59 “1888-1889 .. Beyazıt’ta üç ay kalan …”
*1892-1893 .. Bâyezid’de üç ay kalan …
64 “Molla Said’in Tillo’da bulunduğu dönem 1891-1892 yıllarında olmalıdır.”
*Domino etkisi devâm etmiş.. Badıllı’nın tesbîti (1894) dahâ akla yakın..
66 “… adı geçen valinin mahiyetinde …
*Kitabın basımı aceleye getirilmiş olmalı ki, hayli baskı hatâları bulunuyor. “mahiyetinde” kelimesinin “maiyetinde” olacağı açıktır.
67 “Molla Said’in sürece müdahil olması bir rüya dolayısıyladır.”
*Mükerrer cümle.
72 “Bu konuda söz eden ilk eser, basımı 1910’da yapılan, … İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi …”
*İki Mekteb-i Musîbetin Şehâdetnâmesi’nin ilk basımı 1909’da yapılmıştır (Sayfa; 106).
73 “… tam adı 1289 Seferinin ..”
*Bu da baskı hatâsı olmalı. “Sefer” değil, “Safer”.
84 “Yaklaşık iki yıl sürdüğü kabûl edilen Mardin günleri, …”
*Belki, “bu kitabın yazarlarınca kabûl edilen” olabilir. Yoksa Mardin’de kalınan süre bir yılı pek geçmiyor..
88 “1894-95’te Bitlis’e gelen Said, …”
*1895-96 dahâ uygun.
88 “… Paşa’nın çocuklarına ders verdiğidir.”
*Yeni bir bilgi. Kaynağı gösterilmelidir.
106 “İstanbul günlerine dair, Kürdizade Ahmet Ramiz’in, yayınlanmasını da üstlendiği İki Mekteb-i Musibetin Şehâdetnamesi … kitabına yazdığı önsöz, … İki yazı da 1909 yılında … yayınlanmıştır.
1909 Eylülü’nde Ahmet Ramiz tarafından bastırılan kitap, … Ahmet Ramiz’in önsözünü saymazsak, …”
*1909’daki birinci baskıda önsöz bulunmuyor. Ahmed Râmiz’in önsözü 1910 baskısında..
163 “Bunları Kürdizade Ahmed Ramiz’e yayımlanmak üzere bırakır ve İstanbul’dan ayrılır. 1909 yazında İki Mekteb-i Musibetin Şehâdetnamesi .. adıyla yayımlanan kitabın önsözünde Ahmed Ramiz şunları yazmıştır:”
*İstanbul’dan ayrılışının 1910 bahârında olması dahâ akla yakın. Buna dâir ip ucu da var: Risâle-i Nur tercümânı ve müellif ve sâhibi bulunan zât, bin üçyüzyirmidört (1324) ve yirmibeş (25) Rumî senelerinde, İstanbul’da iştiharla, “Bedîüzzamân” nâmı ve lakabı altında matbuâtın sitâyişle neşriyâtından mütehassis olarak, o zaman onyedi yaşımda bulunduğum ve çok câhil ve çocukluk devresinde iken, bu mübârek isim kalbimde yer tutmuş. Ve bu kalbî muhabbet hürmeti için olacak ki, bin üçyüzyirmialtı (1326) senesinde Hazret-i Üstâd'ın, Bedîüzzamân Saîd-i Kürdî lakabı altında Karadeniz seyâhatinde iki hizmetkârıyla İnebolu’yu ziyâret ederek, o zaman İnebolu’nun meşhur ulemâsından Hacı Ziyâ ve diğer ulemâ arasında vapura teşyi' edildiği sırada tesâdüfen çarşıda karşılaştığım ve çok derin muhabbet hissiyle bu mübârek zâta selâm durarak mütebessim ve nûrânî sîmâlarıyla ve keskin nazarlarıyla selâmlarına ve mânevî nazarlarıyla iltifatlarına mazhar olduğum günden beri artan muhabbet ve alâkamı, otuz senelik hâtırımdan kat’iyen silinmediğini aynelyakîn görüyordum."
167 “Büyük olasılıkla kışı 1909 yılının son aylarında geldiği Van’da geçiren Bediüzzaman, …”
*1910 yılı bahârı dahâ gerçekçi.
174 “Hatta açıkça ifade edilmemekle birlikte Molla Selim’i haklı bulduğu, kendisinin yanıldığı aşamasına ulaşması ..”
*Kaynak ve yer gösterilmeli.
177 “Şam’da bu hutbenin bastırıldığı anlatılmaktadır.”
*H.Şâmiye’nin Şam'da basıldığına dâir belge bulunmamaktadır.
179 “.. ipek postunun kısa saçakları ..”
*Yine baskı hatâsı olmalı.. “post” yerine “pûşî” dahâ uygun düşüyor.
183 “Ahmed Ramiz’in Bediüzzaman’ın İstanbul’dan ayrıldığına ilişkin ibaresi 1909 tarihi için geçerlidir.”
*1909’daki birinci baskıda önsöz bulunmuyor. Ahmed Râmiz’in önsözü 1910 baskısında..
198-99 “…Ta’likat ve Kızıl İcaz adlı bu çalışmaların … 1913-1914 yıllarında yapıldığı kesindir.”
*Verilen târihler belki te’lif için doğru olabilir. Ancak Kızıl Îcâz’ın basım târîhi 1339’dur. Hicrî ise 1921, Rûmî ise 1923 olur.
230 “Kendi anlatımlarında önce Kilogrif kasabasına getirildiği …”
*“Kilogrif” adında bir yer yok. Doğrusu, Abdurrahmân Nursî’nin hazırladığı “Târihçe-i Hayât” (İctimâî Reçeteler-1990) ve Osmanlıca-teksir, “Bedîüzzamân’ın Târîhçe-i Hayâtından: Afyon Mahkemesi Müdâfaâtının Birinci Zeylinin Zeyli, S:49.”da var: “قولوغريف KOLOGRİF”.
238 “Nihayet haziran başında Sofya’dan aldığı avdet belgesiyle ülkeye giriş yapmıştır.”
*Vatan’a avdet belgesinden anlaşıldığına göre, hazîran ortalarında olması lâzım.
243 “…yayımlanmış ilk yazısını Kürtçe yazan, …
*Gerçeğe uymayan bir durum. Gazetelerde yayınlanan Molla Said imzâlı Kürdçe yazının Rûmî târîhi 22 Teşrînisânî 1324’dür. Mîlâdî karşılığı 5 Aralık 1908’dir. Bunun ilk yayınlanan yazısı olması mümkün değildir. Meşrûtiyetten önce Saraya verdiği ve cevap alamadığı dilekçesinin yayınlandığı târih 19 Teşrînisânî 1324 (2 Aralık 1908)’dir. Ondan önce Türkçe yayınlanmış başka yazıları da vardır (M.T.H. 1998, 286).. Ayrıca Kürdlere hitâben yayınlanan Türkçe bir mektûbunun târîhi 6 Eylül 1908’dir. http://www.risaletashih.com/index.php/hzarye/307-molla-said-i-mehurun-kuerdlere-bir-mektubu
244 Kürt tarihinin en önemli örgütlerinden birisinde (Kürdistan Teâlî Cemiyeti) kuruculuk yaparak ..
*Kürd târîhinin en önemli örgütlerinden birisinde (Kürdistan Teâlî Cemiyeti) kuruculuk yaptığının isbâtıgerekmektedir.
Cemiyetin iç tüzüğünde bulunan 33. madde dikkat çekicidir:
Madde 33 - İşbu nizamname-i dahili; cemiyetin tarih-i teşekkülü olan 6 Teşrin-i sani 333 (6 Kasım 1917) tarihinden itibaren Hey’et-i İdare tarafından ittihaz edilen kaffe-i mukarrerata da şamildir.
246 “HİF’in programında benimsemiş olduğu yerel yönetimler ilkesine dayanarak imzalanan bu protokolde cemiyet adına imzası buluna üç kişiden birisi de Bediüzzaman’dır.”
*Belge fotokopisinin konulması dahâ inandırıcı olurdu.
257 *Burada, “28 Temmuz 1918” olarak gösterilen târih; Müfid Yüksel tarafından yapılan okumada, 28 Hazîran 1918”dir.
257 “10 Ağustos 1334 (1918) tarihli bu talepten iki gün sonra Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye kurulmuştur. … Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye 12 Ağustos 1334 (1918) tarihinde V. Mehmet Reşat ve Şeyhülislam Musa Kazım Efendi’nin zamanında kurulmuştur.”
*12 Ağustos 1918, Dârü’l-Hikmeti’l-İslâmiye’nin kuruluş târîhi değil açılış târîhidir. Tahtta M. Vahîdüddin bulunmaktadır. Sultan Reşâd 03 Temmuz 1918’de vefât etmiştir.
259 “Bediüzzaman, Dârü’l-Hikme’ye ilk kuruluşunda üye oldu.”
*Dârü’l Hikmet’in kuruluş mevzûâtı Sultan Reşâd zamânında 1918 Şubât sonu îtibâriyle tamamlanmıştı. Bedîüzzamân’ın, Dârü’l-Hikme’ye tâyini, Sultan Vahîdüddin zamânında 26 Şevvâl 1336 (4 Ağustos 1334) târîhli İrâde-i Seniyye ile gerçekleşmiştir.
277-79 “Bediüzzaman’ın Ankara’ya gelişi 1922 Kasımı’nın ikinci yarısıdır. … Kasım ayının ikinci yarısında Ankara’ya gelen Bediüzzaman için 22 kasım 1922 günü Büyük Millet Meclisinde hoş geldin töreni düzenlenmiştir.”
340 “Bediüzzaman’ın devlet katında girdiği ilişkiler 1894-1895 yıllarında Bitlis’te ...”
*1895-1896 dahâ uygun.
361 “Bediüzzaman’ın Barla’dan ayrıldığı tarih kesin olarak bilinmemektedir. 1934 yazı sonları ile sonbahar başlangıcı arasında Isparta’ya gelmiş gibi görünmektedir.”
*Eylül’e kalması söz konusu değil. Yaz içinde olduğu kesin. Kuleönü'lü Hâfız Mustafa'nın mektûbuna göre Isparta'ya getirilişi, Mevlid Kandiline tevâfuk etmektedir (24/25 Hazîran 1934) (http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=BarlaLahikasi&Page=115). N. Şahiner'e göre 24 Temmuz 1934 (BTBSN,2006, s.322), MTH'ta (1998, s.958), 1934 yılı Temmuz sonu, Ağustos başlarıdır.